Otizm, Eğitim Hakkı ve Uygulamaları - Av. Jülide Işıl Bağatur

Print
19/04/2013

 

Nisan, 01.04.2013

OTİZM, EĞİTİM  HAKKI VE UYGULAMALARI

Nisan ayı otizm farkındalık ayı olarak belirlenmiştir. Gün, ay ve yıl olarak belli amaçlara hasredilen “tema”lar, toplumda dikkat çekmek, konunun önemini vurgulamak ve farkındalık yaratmak için yapılmıştır. Ancak işlevsel olarak da bu “konu”ları etkin kılmak için topluma; nedir, neden, nasıl, ne zaman vb gibi soruları da cevaplayarak, anlatmak gerekmektedir.

Bir hukukçu olarak otizme hukuksal bir pencereden bakmak, özellikle eğitim hakları açısından sorulara yanıt getirmek amacıyla bu yazı kaleme alınmıştır.

“Otizm”lilerin eğitim hakkı var mıdır? Nedir ve nasıl olmalıdır?

Eğitim mevzuatımız karşılaşılan engele özgü bir sınıflandırma temelini esas almamakta, mevzuat açısından otizm ve/veya üstün zeka/yeteneklilik halleri fark etmemektedir. Söz konusu bireylerin tamamı “özürlü ya da engelli birey” değil “özel eğitime ihtiyacı olan birey”dir. Mevzuat açısından özel eğitime ihtiyacı olan birey; “Çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyi”  ifade eder.

Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde” otistik birey” tanımına yer verilmiştir. Buna göre “Otistik birey: Sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim, ilgi ve etkinliklerdeki sınırlılığı erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bu özellikleri nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireyi” anlatır.

Ülkemizde tüm bireylerin, bu arada otizmlilerin de - ayırım gözetmeksizin- eğitim hakkı bulunmaktadır. Bu eğitim hakkı kaynağını uluslararası sözleşme ilke ve standartlar yanında iç hukukta Anayasa ve diğer mevzuat hükümlerinden alır. En önemli düzenleme MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’dir. Özel eğitim; esas itibarıyla tüm yönleriyle söz konusu yönetmelikte düzenlenmiştir. Yönetmelikte yayımlandığından bu yana çeşitli değişiklikler yapılmıştır.  Yönetmelikte en son değişiklik 21 Temmuz.2012 tarihinde 28360 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yapılmıştır.

Eğitimde ve bu arada özel eğitimde temel ilke ve uygulama, gecikmeden bir an önce eğitime başlanması şeklindedir. Eğitimin aksamaması o kadar önemlidir ki; hatta tıbbi-eğitsel tanılama daha sonra yapılabilir.

Yönetmeliğin “Kayıt-Kabul” başlıklı hükmü uyarınca, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul ve kurumlara kayıtlarında özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından yerleştirme kararı alınmış olması şartı aranmaz. Ancak, bu bireyler için yerleştirme kararı alınması konusunda okul/kurum yönetimi gerekli resmî işlemleri başlatır. Öğrencinin kayıtlı olduğu okul veya kurum, yerleştirme kararına uygun ise öğrenci bulunduğu okul ya da kurumda öğrenimine devam eder. Farklı bir yerleştirme kararı olması hâlinde ise öğrencinin yerleştirme kararına uygun okula nakli konusunda gerekli işlemler yapılır. Mümkün olan en kısa sürede eğitim ve öğretime başlanması, eğitim ve öğretimin kesintisiz olarak devamı açısından söz konusu hüküm uluslararası düzenlemelere ve özel eğitime ilişkin temel ilkelere uygun bir düzenlemedir.

Özel eğitim “tanılama” ile başlamaktadır.

Tanılama, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile yeterli ve yetersiz yönlerinin, bireysel özelliklerinin ve ilgilerinin belirlenmesi amacıyla tıbbî, psiko-sosyal ve eğitim alanlarında yapılan değerlendirme sürecini anlatır. Tanılamada; bireyin özürlü sağlık kurulu raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı, ihtiyacı, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır. Görüleceği üzere tanılama; gerek tıbbi, gerekse eğitsel değerlendirme ve tanılama olmak üzere iki şekildedir. Tıbbi tanılama mevzuat gereği Özürlü Sağlık Kurulu raporu ile olur. Bu durum “Özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik”te düzenlenmiştir. Bu Yönetmelik, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsar. Yönetmelik 30 Mart 2013 tarih, 28603 Sayılı Resmi Gazete’de yeni haliyle yayımlanmıştır. Buna göre, “özürlü sağlık kurulu” kişilerin hastalık ve özürleri hakkında karar vermeye yetkili olan ve bu Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen organları, “Özürlü sağlık kurulu raporu”, özürlü sağlık kurulunca hazırlanan, kişilerin özür ve sağlık durumu ile kullanım amacını belirten belgeyi ifade eder.

Tanılama süreci son derece önemlidir; çünkü öncelikle gere tıbbi gerekse eğitsel açıdan özel eğitime ihtiyacı bireyin “tanılama işleminin yapıldığı andaki durumu” gerek tedavi gerekse eğitim ihtiyacı, kapasitesi, somut olarak belirlenmektedir. “Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama” yapılması konusunda yetkili olan kurumlar Rehberlik Araştırma Merkezleri’dir(kısaca RAM)Eğitsel Değerlendirme Tanılama sürecinde, “eğitsel amaçla” bireyin;

a)  bireyin tüm gelişim alanındaki özellikleri,

b)  akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri

c)  eğitim ihtiyaçları

belirlenir. Eğitsel değerlendirme ve tanılama işlemi, rehberlik ve araştırma merkezinde oluşturulan “özel eğitim değerlendirme kurulu” tarafından nesnel, standart testler ve bireyin özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılır. Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen bireyler için Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanır. Eğitsel değerlendirme ve tanılama; eğitimin her tür ve kademesindeki geçişler ile bireylerin eğitim performansı ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak veli ya da okulun/kurumun isteği üzerine gerektiğinde tekrarlanır.

Eğitsel Değerlendirme ve Tanılamayı RAM’larda oluşturulan “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu” yapar. Özel Eğitime İhtiyacı olan bireyin velisi Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu’nun bir parçasıdır. Ancak mevzuat uyarınca özel eğitim değerlendirme kurulunca, bilgilerine başvurulmak üzere; özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin sınıf ve alan öğretmeni, sınıf rehber öğretmeni, kayıtlı olduğu okulun veya kurumun müdürü, başvuru yapan kurum temsilcisi, özel eğitim hizmetleri kurul üyesi, üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyesi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi çağrılabilir. RAM’la bununla yetinmemeli, Uluslar arası Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan “çocuğun üstün yararı” ilkesi gereğince varsa çocuğu takip eden hekim, psikolog vb velinin talebi ile söz konusu uzmanlardan da gerektiğinde destek alınmalı, yönetmelikte bu konuda yer alan sınırlamalar kaldırılmalıdır.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere “bireyin velisi” “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu”nun bir parçasıdır. Ailenin (gerek tıbbı, gerekse eğitsel) tanılama ve değerlendirme yapılan yerde “ilk bilgilendirmenin” yapılması zorunludur.

Özel Eğitimde tanılamadan sonraki aşama “Yönlendirme ve Yerleştirme”dir. Yönetmelikte de bu durum “Yönlendirme, Yerleştirme ve İzleme” başlığı altında düzenlenmiştir. Yönlendirme, özel eğitime ihtiyacı olan bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucuna göre en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine karar verilerek eğitim planı ve özel eğitim değerlendirme kurul raporu hazırlanmasını içeren bir süreçtir. En az sınırlandırılmış eğitim ortamı, özel eğitime ihtiyacı olan bireyin; toplumla bütünleşmesini sağlamaya yönelik sosyal, öz bakım, dil ve iletişim alanlarındaki davranışlar ile düzeyine uygun akademik ve mesleki bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla destek eğitim hizmetlerinin de verildiği ve mümkün olduğunca yetersizliği olmayan akranlarıyla bir arada olmasını sağlayan en uygun eğitim ortamını anlatır.

 Eğitsel değerlendirme ve tanılaması ilk kez yapılan her bireyin eğitim planı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından hazırlanır. Okul/kurumlara devam eden öğrencilerin eğitim planı her yıl BEP geliştirme birimi tarafından yenilenir.

Özel Eğitimde ‘kaynaştırma’ asıldır; “en az sınırlandırılmış ortam” kaynaştırma uygulamaları ile sağlanır. Tüm öğrencilerin herhangi bir yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı çatı altında eğitime devam etmesi temel amaçtır. Kademeli eğitime geçişle birlikte yukarıdaki tespit bir ihtiyaçtan çok zorunluluk haline dönüşmüş bulunmaktadır. Hale hazırda, kademeli eğitime geçiş ile birlikte okullar, kademeye göre ilkokul ve orta eğitim okulu şeklinde ayrıştırılmış ve bunun sonucunda özel eğitime ihtiyacı olan birey “alt sınıf veya özel sınıfların bulunmamasından dolayı” okulsuz kalmıştır.  Dolayısıyla, hiçbir koşulda eğitimin her tür ve kademesinde kaynaştırma uygulamalarından hiçbir koşulda ödün verilmemesi daha büyük bir zorunluluk haline gelmiştir.

Özel eğitimde sonraki aşama yerleştirmedir. Yerleştirme kararında velinin yazılı görüşü dikkate alınır. Özel eğitimde özel eğitime ihtiyacı olan bireyin ve/veya velisinin katılımı olmadan, onun görüş ve onayı alınmadan yapılan yönlendirme ve yerleştirme uygulamaları yapılamaz. Yerleştirme Kararına hem bireyin (Velisinin) hem de yerleştirme kararı verilen okul veya kurumun itiraz hakkı bulunmaktadır.

Özel eğitimde izleme daha çok BEP’ler (Bireyselleştirilmiş Eğitim Planları) aracılığı ile olur. Bireyin izlenmesinin esas olduğu belirtilmekle birlikte bu izlemenin özel eğitim hizmetleri kurulu, “rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar, kurumlar ve ailenin iş birliğiyle” yapılacağı belirtilmiştir.

Uluslar arası ilkeler, standartlar, sözleşmeler ve mevzuatta yer alan eşitlik ve fırsat eşitliği ilkesi, ayrımcılık yasağına uygun olarak yönetmelikte mümkün olduğunca sınırlandırıcı söylemlere ve hükümlere yer verilmemesi gerekmektedir.

Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için zorunlu öğrenim, özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için okul öncesi eğitim döneminde başlayıp ortaöğretim süresini de kapsayan eğitim ve öğretim sürecini anlatır. Bu haliyle özel eğitim, diğer eğitime ilişkin temel mevzuatla uyumludur. Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanır. Eğitim hizmetleri, bireylerin eğitim performansına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre planlanır.  Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri hâlinde kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programını; özel eğitim sınıflarında ise sınıfın türüne göre bu yönetmelikte belirtilen eğitim programını takip ederler. Öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP hazırlanır. Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesi devam ettikleri okulun sınıf geçme ve sınavlarla ilgili hükümlerine göre yapılır. Ancak, değerlendirmelerde öğrencilerin BEP’leri dikkate alınır. Otistik bireyler ile duygusal ve davranış bozukluğu olan öğrencilerin değerlendirilmesi, iletişim özellikleri ile sosyal-duygusal hazır bulunuşlukları dikkate alınarak yapılır.

Bireyselleştirilmiş eğitim programı, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişim özellikleri, eğitim performansları ve ihtiyaçları doğrultusunda hedeflenen amaçlara yönelik hazırlanan ve bu bireylere verilecek destek eğitim hizmetlerini de içeren özel eğitim programıdır. Bireyselleştirilmiş eğitim programı, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu ve BEP geliştirme biriminin iş birliğiyle hazırlanır. Bireyselleştirilmiş eğitim programı, öğrenci için hedeflenen amaçların gerçekleşme düzeyi doğrultusunda değerlendirilir. Birey için hazırlanacak yeni bireyselleştirilmiş eğitim programında ve bireyin yönlendirilmesinde BEP’e ilişkin değerlendirmeler esas alınır.

En az sınırlandırılmış ortam ilkesi esas olmakla birlikte mevcut yönetmelik uyarınca bazı durumlarda özel sınıf uygulamaları söz konusu olabilir. Özel eğitime ihtiyacı olan ve ayrı bir sınıfta eğitim almaları uygun bulunan bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile bir arada eğitim görmeleri amacıyla her tür ve kademedeki resmî ve özel okul ve kurumlarda, özel eğitim hizmetleri kurulunun önerisi doğrultusunda millî eğitim müdürlükleri tarafından özel eğitim sınıfları açılabilir. Bu okul ve kurumlarda, uygulanacak eğitim programı temel alınarak iki tür özel eğitim sınıfı oluşturulur. Özel eğitim sınıflarında aynı tür yetersizliği olan öğrenciler eğitim görür. Özel eğitim sınıflarında görme, işitme ve zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri görev yapar. Bu sınıflara, öğrencilerin yetersizlik türüne göre öğretmen görevlendirmesi yapılır. Zihinsel yetersizliği veya otizmi olan öğrenciler için açılan 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılır. 1-4 ve 5-8 inci sınıflarda dersler sınıf öğretmenleri tarafından okutulur. Ancak, özel yetenek gerektiren dersler ile din kültürü ve ahlak bilgisi ve yabancı dil derslerinin alan öğretmenleri tarafından okutulması esastır. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmeni de katılır.

Özel eğitim sınıflarının mevcudu en fazla; okul öncesi eğitimde ve ilköğretimde 10, ortaöğretim ve yaygın eğitimde 15 öğrenciden oluşur. Ancak, otistik çocuklar için her tür ve kademede açılan özel eğitim sınıflarında ise sınıf mevcudu en fazla 4 öğrencidir. Otistik bireyler için açılan okul ve kurumlar 21.7.2012 tarih ve 28360 sayılı R.G.'de yayımlanan  yönetmeliğin 14. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu konuda kısa bir özet gerekirse; özel eğitime ihtiyacı olan tüm bireyler eğitim ihtiyaçları, ilgi, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimine erken yaşta başlanır ve özel eğitim hizmetleri, özel eğitime ihtiyacı olan bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitim performansları dikkate alınarak, amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde ve değerlendirmede uyarlamalar yapılarak, akranları ile birlikte eğitilmelerine öncelik verilir. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için, rehabilitasyon hizmetlerini sağlayacak kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılır. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin bireysel yeterlilikleri ve tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri dikkate alınarak, bireyselleştirilmiş eğitim planı geliştirilir ve eğitim programları bireyselleştirilerek uygulanır, ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif olarak katılımları ve eğitimleri sağlanır. Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, üniversitelerin ilgili bölümleri ve özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde çalışılır ve özel eğitim hizmetleri, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır.

Başarılı kaynaştırma modelleri, tüm çocukların farklı olduğunu ve tüm çocukların eğitilebileceğine inanmaktadır. Bir çocuğun sisteme uyum sağlaması için çocuğun “değiştirilmesi” gibi bir şey söz konusu değildir. Bir bütün olarak okul sistemi tüm öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için değişiklik yapılabilecek şekildedir. Çocuklar okula “katılmaktadır”. Bu şekilde hiç bir çocuğun “fırsat eşitliği” ilkesine uygun eğitim alması engellenemez Aslolan da budur, çocuğun üstün yararı her koşulda bunu gerektirir.

Av.Jülide Işıl Bağatur

BAĞATUR Avukatlık Bürosu