Otizm ve Din - Prof. Dr. Elif Tekin İftar

Print
26/04/2013

 

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladığımız bu günlerde gündemimize yeni bir bomba düşmüş bulunuyor: Adana Otistik Çocuklar Sağlık ve Eğitim Derneği Başkanı Sosyolog Fehmi Kaya ilginç bir açıklamada bulunmuştur. Bütün otistik çocukların ateist olduğunu ifade ederek, "Otistik çocukların beyinlerinde inanç alanı olmadığı için Allah'a inanmayı bilmiyorlar" demiş ve Yüreğir Belediyesi ile ortak bir girişimle ücretsiz terapi merkezleri açılarak otizmli çocukların inançlı çocuklar haline getirileceğini belirtmiştir. Açıklamanın bir yerinde de otizmli çocukların “empati kuramadığına” değinmiştir.
 
Öncelikle Sayın Kaya’nın ciddi bir empati kurma sorunu yaşadığı anlaşılıyor. Çünkü bu açıklamayı yaparken onbinlerce otizmli çocuk sahibi aileyi ve toplumda onlara yönelik bakışı nasıl etkileyebileceğini hiç düşünmediği anlaşılmaktadır. 
 
Otizmli bireylerin genellikle soyut kavramları anlayıp, içselleştirmekte zorluk yaşadıkları bilimsel bir gerçektir. Dolayısıyla, bu zorlukların üstesinden gelebilmek için geliştirilmiş olan etkili öğretim yöntemleri kullanılmaktadır. Otizmli çocukların otizmden etkilenme derecesine bağlı olarak dini konuları kavramakta zorlanacakları da açıktır. Ancak hem bunun ifade ediliş tarzı hoş ve uygun olmamıştır, hem de temel gereksinimlerini karşılayabilmek ve toplumla kaynaşabilmek üzere eğitim gereksinimlerinin önceliği varken, bu alanda – hem de uzmanlığı kuşkulu kişiler tarafından – verilecek bir eğitimin fayda mı yoksa zarar mı getireceği tartışmalıdır.
 
Ülkemiz nüfusunun çok büyük çoğunluğu İslam dinine mensuptur. Doğal olarak otizm spektrumu bozukluğuna sahip pek çok çocuğun aileleri inançlı Müslümanlardır. Batı Dünyasında otizmli çocukların anne / babaları kilisenin kendilerine yönelik göstereceği kabullenme, anlayış ve sevgiye duydukları ihtiyacı farklı ortamlarda dile getirmektedirler. Akla ve sosyal hayata hitap eden bir din olarak İslam’ın da böyle bir yaklaşım içinde olması beklenir. Bunun yolu da ötekileştirici ifadeler kullanmadan, anne / babalara verilecek destek ve eğitimi uzmanlarına emanet ederek, çocuklara gösterilecek karşılıksız sevgiden geçebilir. 
 
Yine Batı Dünyasında dini duyguları güçlü ailelerin ifade ettikleri sorunlar, çocuklarının soyut dinsel kavramları anlayamamasından çok, kilise ve benzeri yerlerde düzenlenen Pazar ayini gibi seremonilere katılamamak, ya da katıldıklarında çocuklarının gösterebileceği uyumsuz davranışlardan dolayı ayıplanmaktır.  Bu da çocukların değil din görevlilerinin ve genel olarak toplumun eğitimiyle çözülebilecek bir sorundur.
 
Otizmli çocuklar ve gereksinimlerine yönelik ülkemizde bir farkındalığın oluşmaya başladığı bu günlerde bu çocukların eğitim gereksinimlerinin karşılanması, erken dönemde tanılanarak erken müdahale ve eğitim hizmetlerinden yararlanmalarının sağlanması ve bu süreçte bilimsel dayanaklı uygulamaların yaygınlaşmasının sağlanması en öncelikli ve acil konulardır. Tüm kaynaklarımızın, enerji ve çabamızın bu yönde kullanılması otizmli çocuklar ve aileleri için yapılabilecek en değerli hizmettir.