|
i. |
Giriş |
|
ii. |
Tarihçe |
|
iii. |
Amaç
ve Misyon |
|
iv. |
Neden
Tohum Vakfı |
|
|
|
|
 |
Yeni
bir yüzyıla girerken, "gelecek" kavramının önemi daha da artmış
ve uluslararası çalışmalarda, geleceğin en önemli parçası
olan çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanacak şekilde
yaşama başlamaları amaçlanmıştır.
Basit
bir cümle gibi görünmekle beraber, çocuklarımızın temel ihtiyaçlarını
temin etmek birçok sorunu gündeme getirmektedir. Hayata tüm
çocukların eşit şartlarda başlaması eğitim, sağlık, sosyal,
kültürel ve ekonomik alanlarda hizmetlerin eksiksiz karşılanmasını
gerektirmektedir.
Eğitim,
sağlık ve sosyal alanlarda genelde en geniş hizmeti devlet
ve devlete bağlı organlar vermeye çalışsa da tüm dünyada olduğu
gibi ülkemizde de sivil toplum kuruluşları uzmanlıklarını
kullanarak devlet kuruluşlarına destek olmaktadır.
Gerek
sağlıklı, gerek sorunu olan çocuklara özellikle okul öncesi
dönemde verilen desteğin onları hayata ve okula daha iyi hazırladığı
yapılan farklı araştırma ve çalışmalarda belirlenmiştir. İnsan
Hakları ve Çocuk Hakları Sözleşmeleri sorunlu çocukların ve
bireylerin de eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda destek ve
hizmet almalarını şart kılmıştır. Türkiye de bu uluslararası
anlaşmaları imzalamış ve bu anlaşmalardan doğan yükümlülükleri
üstlenmeyi taahhüt etmiştir.
Birleşmiş
Milletler Çocuk Hakları ve Avrupa Topluluğu Deklarasyonları'nda
belirtilen tüm insanların eşit haklara sahip olması düşüncesinden
yola çıkarak "Otistik ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu
olan çocukların da eşit yaşam hakkına sahip olması yönünde
çalışmaların ülkemizde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda,
bu çocukların da kaliteli bir yaşam hakkı elde etmeleri, diğer
tüm çocuklar gibi potansiyellerini geliştirmeleri ve toplum
içinde yer alabilmeleri için çalışmalar yapılması şarttır.
Bu
çocukları "kaderlerine terk etmek" veya "duruma
razı" olmak bir çare değildir. Önemli olan, tanının erken
konulması ve bu tanı doğrultusunda, "Otizm ve Yaygın Gelişimsel
Bozukluk" için geliştirilmiş farklı eğitim ve terapi yöntemleri
ile çocuğun erken ve yoğun bir biçimde eğitilmesidir.
İşte
TOHUM, Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, bu hakların
kazanılmasında en önemli adım olan erken çocukluk ve okul
öncesi dönemde tanı ve eğitim konusunda çalışmalar yapmayı
amaçlamaktadır. TOHUM Vakfı, "Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk"
sorunu olan çocukların erken tanı ve çağdaş eğitim olanaklarıyla
topluma kazandırılması amacıyla kurulmuştur.
Mine
Narin
Kurucu
TOHUM
Vakfı’nın Kurucusu ve Vakıf Başkanı olan Mine Narin Amerika’daki
ziyaretinde gelişim sorunu olan çocukların eğitimlerinde kullanılan
“Uğraşı Terapisi” nin (*Bilindiği üzere otizm ve gelişim sorunu
olan çocukların eğitiminde özel eğitim, konuşma terapisi ve
uğraşı terapisi vazgeçilmez eğitimlerdir.) ülkemizde uygulanmadığını
gözlemlemiştir. Türkiye’ye döndükten sonra uğraşı terapisinin
ve eğitiminin , ülkemize kazandırılmasının faydalarını tartışmak
üzere ilgili psikiyatr, çocuk doktorları, aile ve çocuk danışmanlık
merkezi yöneticileri, eğitim uzmanları, konuşma terapistleri
ve otistik çocuk aileleri ile 3 hafta sonu beyin fırtınası
toplantılarına katılmıştır. Bu toplantılarda üniversiteden
sınıf arkadaşı olan ve halen Vakfın Başkan Yardımcılığı görevini
yürüten Aylin Sezgin ile karşılaşmıştır. Aylin Sezgin’in ikiz
çocuklarından birinin otistik özelliklere sahip olması Vakfın
kuruluş aşamasında “otizm” konusundaki bilgilerin sentezini
sağlamıştır. Konuyla ilgili Üniversite Hastaneleri’ndeki toplantılar
izlenmiş, üniversiteler ziyaret edilmiş ve bilgi alınmıştır.
İsrail’de bir okul ve İngiltere’nin en önemli Otistik Vakfı
olan NAS’ın (National Autistic Society ) çalışmaları gözlemlenmiştir.
Diğer memleketlerde, otizm eğitimi incelenmiş ve ülkemizde
neler yapılabileceğiyle ilgili stratejiler oluşturulmuştur.
Daha sonra Vakfın kuruluşu ile ilgili detaylı bir rapor hazırlanmıştır.
Bu çalışmalar sonucunda TOHUM Vakfı 15 Nisan 2003’te kar amacı
gütmeyen, kamu yararına bir sağlık ve eğitim vakfı olarak,
26 kurucu üyesinin büyük desteği ile resmen kurulmuştur.
TOHUM
Vakfı'nın vizyonu "Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk"
sorunu olan çocukların toplum tarafından kabul edilmesi ve
gerekli imkânların sağlanmasıdır.
TOHUM
Vakfı "Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu
olan çocukların erken tanısının konulması ve özel eğitim ile
topluma kazandırılmasına öncülük etmek ve bunu yurt çapında
yaygınlaştırmak için kurulan, kâr amacı gütmeyen bir sivil
toplum örgütüdür.
- Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu olan çocuklar
ve ailelerinin çağdaş toplum ve eğitimin elverdiği en iyi
koşullarda yaşamlarını sürdürmeleri,
- Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu olan çocukların
okul öncesi eğitimi aldıktan sonra entegre eğitim sistemi
içerisinde yer almalarını ve örgün eğitim sistemimizin bu
yönde geliştirilmesi ve desteklenmesi,
- Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" konusunda gereken eğitimi
vermek üzere eğitmen yetiştirilmesi, eğitim ve araştırmanın
özendirilmesi,
- Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" konusunda kamuoyu oluşturulması,
- Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu olan çocuk ve
ailelerin kaliteli yaşam ve eğitimlerini sağlamak için devlet
desteğinin genişletilmesi gerektiğine inanmaktadır.
TOHUM
Vakfı bu çocukların ve ailelerinin yaşam ve eğitimleri için
gereken tüm hizmetlerde öncülük edecektir.
1.
Erken tanı ve gelişim izleme yöntemlerinin önemini tanıtmak,
2.
Erken tanı ve değerlendirmede gelişmiş ülkelerde uygulanan
bilimsel tanı yöntemlerinin ülkemize uyarlanmasını ve kullanılmasını
sağlamak,
3.
Erken çocukluk ve okul öncesi dönemdeki otistik özellikler
gösteren çocukların eğitimi için geliştirilmiş eğitim modellerini
tam olarak uygulayan özel eğitim okulu/okulları ve merkezleri
kurmak,
4.
Bu konularda tanı ve eğitim yöntemleri ile ilgili eğitici
ve uzman yetişmesine katkıda bulunmak,
5.
Bu konularda üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel
sektör ve devlet kuruluşları ile işbirliği yaparak tanı merkezlerini
yaygınlaştırmak ve taramaların yapılmasını sağlamak,
6.
Bu çocukların ailelerine ve ilgili kişilere bilgi ve destek
hizmetleri vermek ve "Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk"
konusunda tanı, terapi ve eğitim alanlarını kapsayan, dünyadaki
gelişmeleri takip eden, içinde geniş bir kütüphanenin de bulunduğu
bir bilgi merkezi kurmak,
7.
Bu çocuklar ve aileleri için özel eğitim hizmetleri geliştirmek
ve ülke çapında bu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını sağlamak,
8.
Bu çocukların temel eğitim sistemine hazırlanmalarını ve örgün
eğitim sisteminde desteklenerek eğitim hayatlarına devam etmelerini
sağlamak,
9.
Kamuoyunu ve devletin karar mekanizmalarını otizm ve benzeri
gelişim bozukluğu olan çocukların ve ailelerinin ihtiyaçları
konusunda bilgilendirmek ve yasal hakların genişletilmesi
konusunda çalışmalar yapmak,
10.Ulusal
ve uluslararası düzeyde işbirlikleri gerçekleştirmek.
TOHUM
Vakfı "Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" ile
ilgili uygun eğitim ve terapi yöntemlerinin seçilebilmesi
için bilgi ve eğitim desteği verir, yönlendirme ve tavsiyelerde
bulunur, ancak TOHUM Vakfı herhangi bir yöntemin ya da teorinin
savunucusu değildir.
iv.
Neden Tohum Vakfı
"Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" dünyada "zihinsel
özürlülük" ve "spastisite"den sonra en çok
rastlanan üçüncü gelişim bozukluğudur.
Engelliler
politikasının oluşturulma sürecinde, başlangıç noktası olarak
kuşkusuz toplumda mevcut engellilerin sayıları, engellilik
çeşitleri, risk faktörleri ve yaşam koşulları gibi çeşitli
konularda bir veri tabanına ihtiyaç vardır. Ancak ülkemizde
bu veri tabanı henüz doğru ve yeterli bir biçimde geliştirilememiştir.
2002
yılında ülkemizde toplam engelli sayısının yedi milyonun üstünde
olduğu, 2005 yılında ise bu sayının dokuz milyona yaklaşacağı
tahmin edilmektedir.
Ülkemizde
özürlülük yasal ve eğitsel olarak zekâ, işitme, görme ve ortopedik
engelliler olarak ayrılmıştır. "Otizm ve Yaygın Gelişimsel
Bozukluk" zekâ engelliler grubu içinde düşünülmekte,
eğitim kurumlarında da genellikle bu grup içinde değerlendirilmektedir.
"Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" görülme sıklığı
birçok ülkede farklı farklı varsayımlarla hesaplanmaktadır.
Bu nedenle çalışmalarda farklı büyüklükler karşımıza çıkmaktadır.
Ülkelerin gelişmişliği ve bu konuda kamuoyunun bilgi düzeyi,
tanı için başvuru sayılarını etkilemekte ve bu sayılar yapılan
projeksiyonlara yansımaktadır. Ayrıca bilimsel çalışmalar
otizm spektrumunu genişletmiştir. Günümüzde de birçok gelişmiş
ülke otizmi, "Yaygın Gelişimsel Bozukluk" kategorisi
ile birlikte ele almaktadır. Bu yaklaşımlar otizmin görülme
sıklığı gibi oransal göstergeleri de etkilemektedir.
Çeşitli uluslararası kurumların otizm yaklaşımları, benimsedikleri
spektrumun kapsamına göre değişmektedir.
Günümüzde
The Autism Society of America'nın (Amerika Otizm Derneği)
araştırmalarına göre, otizmin toplumda görülme sıklığı 1/500
kişi, National Autistic Society'ye (Ulusal Otizm Derneği-İngiltere)
göre ise bu oran; 1/110 kişidir. Bu oranlarda
görülen farklılıkların nedeni, araştırma yapan kurumların
tanı ölçütleri içine yaygın gelişimsel bozuklukların tümünü
ya da sadece otizmi ele alması ile ilgilidir.
TOHUM,
Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı olarak, ülkemizde
otizmin yaygınlığını değerlendirebilecek sağlıklı veriler
olmamasına rağmen, Cure Autism Now (Otizmde Tedavi Vakfı-Amerika)
kurumunun aldığı 1/250 oranını kabul edersek, ülkemizde
yaklaşık 271.000 otistik özellikleri olan bireyin olduğunu
varsayabiliriz. Otizm, bu bireylerin anne, baba, kardeş, özel
eğitim öğretmeni ve doktorlarını da yakından ilgilendirdiği
için, toplam 1.626.000 kişinin otizmden etkilendiği söylenebilir.
Milli
Eğitim Bakanlığı, Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri
Genel Müdürlüğü'nün 2000 yılında hazırladığı "Otistik
Çocuklar Eğitim Programı" raporunda mevcut devlet okullarında
1999-2000 yılı içinde eğitim alan otistik çocuk sayısı sadece
150 olarak belirtilmiştir. Bu sayılar ülkemizdeki eğitim ihtiyacının
ne denli büyük olduğunu göstermektedir.
Ayrıca
bu çocukların ebeveynleri, öğretmenleri, eğitimcileri, doktorları
ve diğer sağlık personeli ile farklı sektörlerde bu konu ile
ilgili çalışan kurum ve kuruluşlar da dikkate alınacak olursa,
eğitim ve destek hizmeti verilecek kitlenin çok daha geniş
olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.
"Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu olan çocuklar için
dünyada uzun araştırmalardan sonra farklı ve bilimsel olarak
kanıtlanmış eğitim, yöntem ve metotlar geliştirilmiştir. Bu
bağlamda TOHUM Vakfı, okul öncesi erken eğitimin öneminin
bilincinde olarak bu konudaki boşluğu doldurmayı hedeflemiştir.
Erken
eğitim, çocuğun yaşına uygun iletişim becerileri, sosyalleşme,
bilişsel gelişim ve günlük yaşam becerileri kazandırmak ve
istenmeyen davranışları kontrol altına almayı amaçlar.
Çocuğun
özel gereksinimlerine uygun olarak hazırlanan bireysel eğitim
programının yalnız terapist ve uzmanlar tarafından uygulanması
yeterli değildir, ailenin eğitime katılımı şarttır. Ancak
aile, terapist ve uzmanların okul öncesi dönemde birlikte
uygulayacakları haftada 40 saate varan ortak eğitim ile otistik
özellikleri olan çocukların ilerleme kaydedebilecekleri, çeşitli
becerileri kazanabilecekleri ve yaşadıkları ortama daha kolay
uyum sağlayabilecekleri görülmektedir.
Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluğun tümüyle iyileştirilmesi bugünkü
bilgi birikimi içinde mümkün değildir.
Ancak,
yine bugün tartışılmaksızın kabul edilen bir gerçek de,
5 yaşından önce yoğun özel eğitim alan otistik çocukların
büyük bir kesiminin (% 40-60) topluma kazandırılabilecekleri,
temel eğitimlerini diğer çocuklarla birlikte sürdürebilecekleri,
üst eğitim ve mesleklere kolaylıkla yöneltilebilecekleridir.*
"Otizm
ve Yaygın Gelişimsel Bozukluk" sorunu olan çocukların
erken yaşta eğitilmelerinin ne denli önemli olduğu 1987 yılında
UCLA'dan Dr. Ivar Lovaas'ın yaptığı araştırma ile bilimsel
olarak kanıtlanmıştır.** Bu araştırmaya göre 3-5 yaş arasında
yoğun eğitim alan 19 çocuktan 9'u normal bilişsel ve entelektüel
davranışlar göstererek yaşıtlarıyla birlikte temel eğitimi
bitirmişlerdir. Bu dokuz çocuğun gelişmelerini takip eden
çalışmalar ("American Journal on Mental Retardation"da
yayımlanmıştır) bu çocukların kazandıkları becerileri ergen
yaşlarında kaybetmediklerini ve normal yaşıtlarından ayırt
edilemediklerini göstermiştir.
*
1985 tarihli Princeton Çocuk Gelişim Enstitüsü araştırmasına
göre beş yaşından önce yoğun eğitim verilmiş çocukların %
40-60'ı yaşıtlarıyla normal ilkokullarda eğitimlerini sürdürebilmişlerdir.
(Fenske, Zalenski, Krantz,& McClannahan,1985)
** MCEachin, Smith, & Lovaas,1993
|